“Genelkurmay Başkanı Sayın Çok Muhterem İlker Başbuğ Beyefendi Hazretleri” birkaç gün önce Harp Akademileri Komutanlığı’nda gerçekleşen ‘Yıllık Değerlendirme Konuşması’nda memleket meseleleri hakkındaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştılar efenim.
Genelkurmay Başkanımızın ismini zikrederken yalakalık yaptığımı düşünen arkadaşlar yanılıyorlar. Az bile söyledim daha yerinde, zat-ı şahanelerine daha layık iltifat sözcükleri kullanamadım, beceriksizliğimdendir arz ederim efendim!
Hele ki alay ettiğimi, aslında başka şey demek istediğimi okuyanların da bunu zaten anladıklarını sananlar tamamen yanılıyorlar. Ne haddime! Ülkemizin askeri işlerinden 1. derecede sorumlu kişisi memleketle ilgili her bir konuda görüşlerini açıklıyor; onu dinlemeye her meselede halkımıza öncülük eden üç yüz küsur gazeteci-yorumcu gidiyor, tüm televizyonlar bu mühim hadiseyi naklen veriyor, gazetelerde manşetler atılıyor. Ben böyle bir güçle, memlekette her konuda kararları veren-verebilen bir kişiyle nasıl alay edeyim. Ne mümkün? Canıma mı susadım yoksa aklım mı yok bu kadar akil insanın tersine davranayım.
Maksadım; konuşan değerli büyüğümüzün zatında Genelkurmay Başkanlığı makamının ülkemizin yönetiminde aslında nelerden sorumlu olduğunu, nelere karar verdiğini anlayamayan, konuşmanın içeriğini tam kavrayamayan ve bu konuda yardım isteyen arkadaşlara yardımcı olmaktır. Özetle tüm bunlar kısaca şöyle ifade edilebilir kanımızca:
1- Genelkurmay Başkanları askeri konularda kimseye hesap vermek, açıklama yapmak zorunda değillerdir. Hele ki bu halkın önünde asla yapılamaz. Hesap vermek değil, veriyor görünmek dahi bu kuruma zarar verir. Bugüne kadarki tüm uygulamalarda da bu kurala riayet edilmiş böylece vazife sadakatle ifa edilmiştir. Fakat ülkede çıkarılacak kanunların ne olması gerektiği, anayasanın nasıl yorumlanması gerektiği gibi konularda sürekli halkı ve aydınları bilinçlendirmek, yürütme ve yargıya fason iş babında devredilen yasama-yürütme faaliyetlerinde yol göstermek mecburiyetindedir. Çünkü mevcut anayasa askerler tarafından hazırlatılmış olup sivil inisiyatifle yönetici konumuna gelmiş kişiler yanlış yorumlamalar dolayısıyla yanlış uygulamalar yapabilirler. Bu halkımız için kesinlikle felaketlere yol açar. Millet maalesef seksen yılda eğitilememiştir bundan dolayı kafası böyle ulvi meselelere çalışmamaktadır. Bu noktada halk yalnız ve çaresiz bırakılamaz, ona sahip çıkılmalı, yol gösterilmelidir. Netekim! İş başa düştüğünde vazifeden kaçılmamış, görev daima yerine getirilmiştir. Ezcümle bu ülkede yasama-yürütme faaliyetlerinin çerçevesini askeri yetkililer belirler.
2- Bu ülkede her alanda(ekonomi-politika-dış siyaset-kültür-eğitim-sosyoloji-fizik v.s) en yetkin olan kişi Genelkurmay Başkanı olur. Bu nedenle Genelkurmay Başkanları yılda birkaç kez aydınlarımızı toplar ve onlara ders babında brifing verirler. Gerekirse özel gruplara da (yargı mensuplarına, basın mensuplarına özel gibi) ayrı toplantılar düzenlenir. Harp akademileri yıllık değerlendirme toplantısının askeri alanla ilgisi yalnızca bu kuruma ait bir binada yapılmasıdır.
3- Bu ülkenin en seçkin bireyleri (özellikle basında olanlar) herkesten daha önce Genelkurmay Başkanlığının önemini doğru şekilde kavramışlardır. Görüldüğü üzere Cumhurbaşkanlarına dahi nasip olmayan canlı yayın-manşet-dinleyici-yazı yekunu bunu ortaya koymaktadır. Bundan dolayı basınımız çok önemlidir birçok cahilin göremediğini yıllardır görmekte böylece halkı aydınlatmaktadır.
4- Bu ülkede artık herkes haddini bilmektedir. Seksen yılda en azından bu eğitim verilebilmiştir. Son bilgilendirmede bu ortaya çıkmıştır. Seçimle gelmiş hiç kimse haddini aşarak “bunlar benim görevim, vay efendim sen sadece askeri işlerle ilgilen” dememiştir. Bu geleceğimiz için umut vericidir.
5- Bu brifingde akreditasyon uygulamasının haklı ve yararlı olduğu da anlaşılmıştır. Daha önce cezalandırılan bazı basın kuruluşları deneme mahiyetinde çağrılmış ve pek güzel neticeler alınmıştır. Bu kuruluşlar koşa koşa gelip, eski hatalarını telafi eden manşetler atmışlardır. Örnek vermek gerekirse Yeni Şafak gazetesi söylenebilir.
Son olarak bu ülke rejiminin ne olduğunu bir kez daha hatırlatalım, bunu sık sık hatırlatmak gerekir çünkü kendini bilmez densizler demokrasi gibi farklı rejimlere sahip olmak için umutlanabilirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti; Laik bir askeri vesayet ile yönetilir. Zamanı geldiğinde asker büyüklerimiz demokrasiyi getireceklerdir.