Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
Lütfen Seçiniz - AŞK - GÖNÜLLÜ MUHABİR GÖZÜYLE HABER
   
 

FUNDA GÖKÇEN ¬

FUNDA GÖKÇEN

 AŞK

 Yazı Boyutu

 Tarih : 05.12.2011 - 01:21:17


Tasavvuf ve Aşk üzerine.. 

 

                Tasavvuf ve Aşk üzerine…

 

   Elif Şafak’ın Aşk adlı romanı o kadar beğenildi ve o kadar çok eleştirildi ki bunun üzerine birkaç satır da ben yazmadan edemedim. Kitabı okuyalı daha birkaç ay oldu. Kimsenin etkisinde kalmak istemediğimden, hiç öyle araştırma filan da yapmadım.

 

 

   Okumaya ilk başladığım zaman, tipik bir Amerikan filmi seyrediyor gibi hissettim kendimi. Klasik bir aile tablosu… Lüks, bahçeli bir villada yaşayan dört çocuklu, zengin bir amerikan ailesi. Adamın işi çok iyi olmakla beraber kadında mutlak iyi bir tahsil görmüştür fakat kendini çocuklarına, evliliğine feda etmiştir ya da çalışır ama evdeki herkesin bir görevi vardır. Hep böyle olur ya filmlerde; evin bodrum katında çamaşırhane ve tamirat malzemeleri olur. Bahçede bir köpek kulübesi olur, hatta mutfak kapısının altı açık olup, köpek istediği zaman evin içine girip çıkabilmektedir. Hep kadın karakteri aldatılır nedense, bu yüzden mutsuz olur…

 

    Bizim kültürümüzden ne kadar uzakta olduğunu hissettiğimden midir bilmem okurken oldukça yabancılık çektim. (Romanın amerikan halkına yazıldığını unutarak.)

 

    Mutlu olmamak için hiçbir eksiğin olmadığı ama aşk olmayınca her şeyin bir düzenden öte olmayacağı vurgulanmış.( bu güzeldi) Derinine indiğimiz zaman kadın her zamanki gibi kendini evliliğine, çocuklarına adamış ama mutsuz. Ta ki Aziz Zahara isimli karakter ortaya çıkıp da ona aşkı tattırıncaya kadar. Zaten gerisi malum okumuşsunuzdur.

 

   Gelelim tasavvufa… Tasavvuf öyle derin bir mevzû ki bu kadar yalın bir dille anlatılmasına; bu kadar basite indirgenmesine karşıyım! Romanın konusu fani aşkla İlahî aşk - tasavvuf fakat tasavvuftan başka her şey en ince ayrıntısına kadar anlatılmış. Örneğin: Çöl gülü karakterinin yaşantısı, en çirkin ayrıntısına kadar betimlenmiş ama Hz. Mevlana’nın hayatından eser yok. Hem tarihe mâl olmuş, manevî değerlerimiz ve kutsallarımız arasında yer alan yüce bir zâttan bahsederken birazcık daha dikkatli ve de saygılı olmak gerektiğini düşünüyorum. Neredeyse onun da mahremine uzanacakmış kalemi ama son anda caymış…

 

   Tasavvuf akademide değil tekkede öğrenilir. Tasavvufa adım attığınız zaman çileler başlar. Çileyle benlik duygusundan kurtulur, nefis girdabından uzaklaşırsınız. En alçaktan başlar en yükseğe doğru ilerlersiniz, merhale merhale Rabbine gitmektir tasavvuf. Tasavvuf öyle bir şeydir ki çektiğiniz acılar size zevk vermeye başlar, Rabb’e yaklaştığınız için. Çekilen çileler bir ilahi basamaktır, yavaş yavaş tırmanırken birden ayaklar kayıp da düşmekte vardır. Benlikten kurtulup hiçliğe ulaşmaktır tasavvuf. İnsan benlikten kurtulunca yalnız esma kalır ardında oda Allah’tan olduğuna göre koskoca bir hiç vardır artık.

 

   Hem ruhen hem bedenen zikretmektir tasavvuf. Varlığın metafizik boyutuna ulaştırır insanı, öyle olaylar olur ki buna kendisi bile akıl erdiremez, dışardan deli zannederler. Hani gezgin abdallar vardır ya herkes deli zanneder, onlar da deliliğe vurup bir âlemden bir âleme tayy-i mekân ederler. İnsan bedeninde birçok melekeler vardır; kalp, ruh, sır , hafî, ahva, ceset, nefis… İnsan çileyle ruhu zikrederken, fizikî olarak da bedeni zikreder. Hem yalnızca kalp değildir zikreden bu melekeler de zikreder tıpkı kalbin gibi atar “Allah”  “Allah” diye. Bu melekeler tasavvufun basamaklarıdır birbiri ardına çıkmak; çıkarken de çileyle yoğrulmak gerekir. Her basamakta bir kötü haslet bıraktırır ardında. En sonunda nefis basamağına geldiğiniz zaman tekrar kalbe iner ve zikre oradan devam edersiniz. Bunun anlamı kalbi masivadan arındırmaktır. Lâ diye bir nefes çeker(Allah’tan başka her şey yok anlamında) İlahe derken başını sağ yana devirir ( dünya bu tarafa) İllallah derken (İlle de Allah, Rabbim kalbimdesin her zaman) der zikri kalbe vurursunuz. Kalp küçük bir çam kozalağı gibidir üzerinde yağlar bulunur, bu esnada o yağ bir miktar erir ve hoş bir koku yayılır, bu koku manevî bir kokudur. Nûr-un âlâ nur olur… Bu böyle devam edip gider ve nihayetinde öyle bir makama ulaşırsınız ki naz makamıdır orası artık. Rabbine naz edecek dereceye gelir kul.

 

 

    Şimdi sorarım size bu makamdaki bir zâtı anlatırken insan hâyâ etmez mi azıcık, saygı göstermez mi?! Her ne kadar roman bir kurgudan ibaret olsa da sonuçta gerçeklerden yola çıkarak yazılmıştır. Böyle bir kurgunun içinde adını anmak bile saygısızlık diye düşünüyorum kendimce.

 

    Not: Elbette tasavvuf bu kadar basit değil fakat okuyucuyu sıkmamak için çok yüzeysel bir şekilde anlattım.

297 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Yazıya Toplam 30 Puan Verildi
 Kaynak :  FUNDA GÖKÇEN

 Kategori ¬ Lütfen Seçiniz

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Yazara Ait Diğer Yazılar

FETİH 1453

 02.03.2012

ELHAN-I ŞİTA

 28.01.2012

AŞK

 05.12.2011

.::YOLLAR::.

 24.11.2011

.:: SUSKUN ÇIĞLIKLAR::.

 01.11.2011

TÜRKİYE ŞEHİTLERİNE AĞLIYOR

 19.10.2011

SEVGİ NEYDİ?

 29.09.2011

BÜYÜLÜ SÖZLER

 20.08.2011

HACIYATMAZCILIK OYUNU

 09.07.2011

SON YOLCULUK

 03.06.2011

YAŞAM VE ÖLÜM

 21.04.2011

.:ÇANAKKALE:.

 18.03.2011

TEKNOLOJİ

 10.02.2011

GELİNCİK

 04.01.2011

SEVGİ

 10.12.2010

 
 
 

 Duyuru
  Gönüllü Muhabir Olabilirsiniz...  

 
 Köşe Yazıları

KONUK YAZARLAR

KONUK YAZARLAR ¬
BİR ÇİFT KOL

Emel Ergün

Emel Ergün ¬
Yazı Eklenmemiş

Kamil ULU

Kamil ULU ¬
AŞK

MERVE AYYILDIZ

MERVE AYYILDIZ ¬
MEHMETÇİK SAĞOLSUN

ÖMER LİV

ÖMER LİV ¬
MEKTEPTEN ÇIKAN EŞEK

FUNDA GÖKÇEN

FUNDA GÖKÇEN ¬
FETİH 1453

FURKAN KURTOĞLU

FURKAN KURTOĞLU ¬
Ney; kamışın Allah'a olan aşkının esrarengiz sesi...

HASAN DUR

HASAN DUR ¬
8 Mart Dünya Kadınlar Günü mü?

ADEM ADEMOĞLU

ADEM ADEMOĞLU ¬
MİLLİ İSTATİSTİK ARTTIRMA-ARTAN İSTATİSTİĞİN HAVASINI ATMA BAKANLIĞI

EYLEM GÖKTAY

EYLEM GÖKTAY ¬
Sonsuzluğa Kanat Çırpış...

DURSUN KARADAŞ

DURSUN KARADAŞ ¬
.:: RUHUNU BESLEMEYEN İNSANIN SONU::.

AYŞE BÜLLÜM

AYŞE BÜLLÜM ¬
ZAFER

DİLEK GÜLER

DİLEK GÜLER ¬
Her şey Yanlış Olmalı

BEKİR MERT

BEKİR MERT ¬
Sandık yolunda kaset rüzgarı..

İSA ÖZTAŞ

İSA ÖZTAŞ ¬
KORKACAĞIMDAN KORKUYORUM!!!!!!

MUSTAFA ÇOBAN

MUSTAFA ÇOBAN ¬
UNUTMAK İÇİN
 
Unutulmuş 'fatih'ler...
8/A SINIFINA GÜLE GÜLE !!!
Öğrencilerle 412 aileyi güvenli internete geçmeye ikna etti
Önce namaz sonra spor
onur konuk sayın Abdullah GÜL Çan'da
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Unutulmuş 'fatih'ler... Unutulmuş 'fatih'ler...
Eğitimde tablete geçilirken bilişim eğitiminin unutulduğunu söyleyen öğretmenler, Okulun bilgisayar, yazıcı tamircisi olduk diyor....

Öğrencilerle 412 aileyi güvenli internete geçmeye ikna etti
Unutulmuş 'fatih'ler... Unutulmuş 'fatih'ler...
Eğitimde tablete geçilirken bilişim eğitiminin unutulduğunu söyleyen öğretmenler, Okulun bilgisayar, yazıcı tamircisi olduk diyor....

8/A SINIFINA GÜLE GÜLE !!!
Önce namaz sonra spor
Öğrencilerle 412 aileyi güvenli internete geçmeye ikna etti
onur konuk sayın Abdullah GÜL Çan'da
EYÜP'TE KUTLU DOĞUM COŞKUSU
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 2
 Bugün : 85
 Dün : 135
 Toplam : 139650
 Ip No : 38.107.179.206
     

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.8236 1.8324
  Euro 2.3158 2.327
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2009- GÖNÜLLÜ MUHABİR GÖZÜYLE HABER - Tüm Hakları Saklıdır.  bilgi@gonullumuhabir.com  

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.