Nice
zamandır gönlümü bir kor gibi yakan nedamet hislerini teskin etmek ve
halimi en yüce dosta en samimi ifadelerle arz etmek için açılan ellerim
ve dudaklarımdan dökülen dua dua cümleler… IIılık bir yaz yağmuru
kıvamında süzülen gözyaşlarım ve muhayyilemde kavrulan yürekler var…
Siz ölmediniz! Duyarlı yüreklerde, altıncı kat göklerde yaşayan, "Yüce Rabbe" hiç düşünmeden kınalanıp da feda edilen,
asil yüreklerin evladı, kınalı kuzularsınız… Gözyaşlarımın eşlik
ettiği her saniye bilincim ve hislerim nispetinde üçüncü boyuta
ulaşıyorum tahayyülen ve canlanmaya başlıyor o anlar… Dil düşüncenin
giysisi, sözcükler de ifade etme biçimi olsa da hislerimi tabir etmeye
yetmiyor. Bu sırada Akif’in dizeleri imdadıma yetişiyor ve zihnimde
dönmeye başlıyor o anlar: Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak,
el, ayak / Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak. Metrekaresine elli
bin merminin düştüğü, bazen de mermilerin havada çarpıştığı anlar
canlanıyor muhayyilemde…
Funda Gökçen / Çanakkale Hatırası’ndan…
“Hakka teşne gönüllerin, Rabbine teslimiyetidir, şehâdet şerbeti içen ruhlar…”
Bu acı hepimizin acısıdır, tüm Türkiyemin başı sağolsun!