Artık geride istemeyeceğim hiçbir şey yok. Geleceğin silinmişliğiyle yeniden doğmuş gibi hissediyorum kendimi. Peki mutluluk ne zaman başlar? Ne zaman biter sessizliklerin insanı korkutan ürpertisi?
Hasretini atmak isteyip içimden; kokusuna, suyuna,toprağına veda etmeden gidiyorum. Yalnızca son kez görmek istediğim bir ev var. Yıllar yılı bize eşlik etmiş bu duvarlar, hesapsızca çekip gidenlerin acısını çeken kapılar, sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, yüzümüzde okuyan aynalar, hepsi yerli yerinde. Beyaz örtüler çekilmiş tüm sıralarımıza kulak veren yaptıklarımıza şahitlik eden koltukların üzerine. Bahçedeki sandalyeler hala duruyorlar yıpranmış ve tozlanmışlar; yorgun bedenlerin yükünü onlar taşımış bunca zaman, git der gibi bakıyor uzaktan. Aksi, amansız derin bir hiçin belki de her şeyin adı geçmiş, sadece her şeyi kalmış içimizde, hiçleri tüm acısıyla geçmemiş. Kaldırımlara eşlik eden duvarların rengi değişmiş, ama yinede hiç yabancı değiller. İçimizi buran eskiyi hatırlatanlar baktığımız her yerde. Yollardaki tozlar bile bunlardan bir tane. Bu yollardan geçmişiz yolları tek tek . Ama yollar sanki bizsizmişiz gibi duruyorlar arkamızda yorgun ve bir çare..
Vefasız gidiyorum her yerden çünkü istediklerimin yokluğundan beri yine istiyorum gerideki her şeyi. Vefasız gidiyorum her şeyi yine özleyeceğim diye. Olamayacağını bile bile özlemiyle yaşıyorum yaşanılanları her senede. ' Seneler geçse de ' sözünü basite alamıyorum artık, ömür geçse de derin izlerle yaşadıklarımız geçmiyor her nedense. Ama adı geçmiş konulmuş eskilerin. Adı geçmiş olan bu yoldan yüreğimde veda edip geçememiş.