Güneş matem tutmuş, bulut ağlıyor onun için. Kararmış gökyüzü, parça parça bir çizgi, her yer den bakınca aynı görüntü.
Musalla taşında bir et yığını ve sular akıyor her yanından aşağı. Bulutlar ağlıyor temizlensin diye, güneş hala matemli, yıldızlar ise kaybetmemiş umudunu kayıyorlar bir dileği vardır diye. Sabun bulaşmış hüzünlü suya düşündürüyor insanı. Acaba kirlerinden arınmışta mı gidiyor. Yoksa hala kalbinin temizlenmediğini mi haber veriyor suyun rengi. Acaba diğerlerinden daha mı zor geliyor bu ayrılık yoksa bu ayrılığın daha faydalı olacağına mı inanıyor? Ayrılıkta kavuşmayı aynı anda yaşayan, sükutu derin haline güneş ağlıyor gecede... Ağlıyor olmalı ki görünmüyor hiç bir şekilde.Acaba oda göz yaşlarını mı karıştırdı akan suyun içine acaba oda ona ağlayanlara ortak mı etti gözlerini belki de onlardan habersiz göz yaşları,nedeni sadece gideceği yerin sevincinde.Bir hayal diyarından,hayali edilmeyecek bir yerin düşüncesinde belki de.Belli olmaz gözlerinin belki günahlarına yanıyor belki de mutlu bir habere ağlıyor.Kaygısı yok çektiği alemden ve hüznün canını yaktığı eksi gecelerden tek kaygısı gideceği yer şimdi.Ve o şimdi bir musalla taşında bir duaya,bir sevaba,bir hayra muhtaç.Ve birde göz yaşlarını akıtacağı cennetin müjdeli haberini.
Ya ayrılığa ağlıyor gözleri yada hasretini çektiği kapının aralandığını gördü.Belli olmaz göz yaşlarının nereye gittiğinin.Ve hiç belli olmaz gözlerinin belki de sevenlerinden ayrılıp en büyük sevdiklerinin mutlu haberine ağlıyorlardır.!!!