Ağlanacak halimize gülüyoruz yine.Yine görünmeyen gözyaşlarımız silmeye çalışıyoruz çakıl taşlarına takılınca...Sanki gözler gülerken kalp ağlamazmış gibi.Sanki ağlayışlarını görmek için gözyaşlarını görmek gerekmiş gibi.Yıldızlarda kendi kendine mi parlıyor sanki!Onlarda güneşin yalancısı değil mi?Tıpkı gökkuşağının aldatmacıları gibi,göz kamaştırıcı renkleriyle güneşin emrine amade onlarda.
Öyle muhtacız ki kendimize ...Ve başkalarından çok içimizdekileri keşfetmeye.Önce kendimizi bilmeye.Bildiklerimizi,öğrendiklerimizi uygulamayı yine önce kendimize söylemeliyiz.Uygulatmadan uygulamayı, yaşatmadan yaşamayı öğrenmeliyiz artık.Öyle kabullenmeliyiz ki artık.Öyle kabullenmeliyiz ki artık yıldızlar bile olmasaydı eğer Güneş'in var olan o ışığı olmaz aydınlanmazdı.Dünya karanlıklarda.Bilmeliyiz içimizdeki sevgiyi,umudu ve bizi ayakta tutan iman denen özümüzü.O kadar muhtacız ki müslüman olmaya.Müslümanların, müslüman olmayanlarına yanmaktan,yakınmaktan,acımaktan,acınacak ağlayacak duruma düşmekten vazgeçmeliyiz artık.
Ağlamak,ağlanılacak durumda olmak yöneltmemeli bizi başka kapıya.Gözler ,sözler ve her ne olursa olsun bizi yönlendirmemeli yaratandan başka onun yarattığı hiçbir yaratığa.Ve hiçbir zaman unutmamalıyız ki ağacın toprağa,toprağın suya,suyun buluta ihtiyacı olduğu kadar muhtacız Allah'a ..