Cumhuriyet rejiminin esası önemli konularda halka danışmaktır. Halka danışmanın yolu ise seçim düzenlemektir. Bu iş iki şekilde düzenlenegelmiştir. Birincisi; Saddam'ın Irak'ında olduğu gibidir, seçim düzenlenir fakat halkın fikri sorulmaz. Sonuç hep yöneticilerin istediği gibi çıkar. Bu, iş olsun diye yapılan seçim devletin adında bulunan "cumhuriyet"ten kaynaklanmaktadır. Dünyadaki tüm diktatörlüklerde hatta çok sevmediğimiz komşumuz Humeyni'nin İran'ında dahi sık sık seçimler düzenlenmektedir. İkincisi ise bu cumhuriyet rejiminin modern tarzının mucidi olan Fransa'daki gibidir, seçim düzenlenir halk istediğini vezir istediğini de rezil eder. Yani halkın fikri sorulur ve o fikrin gerekleri derhal yerine getirilir.
Bizim devletimiz de bir cumhuriyettir. Bu nedenle bizim ülkemizde de sık sık seçim olur. Birinciden mi ikinciden mi diye sormayın zira ikisinden de olur!
Bugünlerde yine bir seçim arifesindeyiz. Siyasi partiler mitingler düzenliyor. İlgili olanlar harıl harıl çalışıyor. Neden? Çünkü halkın ne diyeceğini umursuyorlar, çünkü halkın fikri bazılarını rezil edecekken bazılarını da vezir edecek. Bu da demek oluyor ki bu ikinci tür bir seçim.
Bu seçimde alıştığımızdan farklı şeyler oluyor. Mesela siyasetçi olmayan, diğer seçimlerde meydanlara çıkmayan hatta siyasete yakın olmaktan çekinen sivil toplum kuruluşları, sanatçılar, iş adamları, dini liderler de halkı yönlendirmeye çalışıyor, etkinlikler düzenliyorlar. Aslında bu çok normal zira bu seçim devleti kimin yöneteceğini değil, yönetecek olanların devleti nasıl yöneteceğini belirliyor. Çünkü bu referandumun seçimle yönetime gelen siyasilerle bir alakası pek yok. Örneğin bugün iktidarda bulunan Ak Parti "evet" oylarının daha fazla çıkmasını istiyor fakat seçimden "hayır" sonucu çıksa da bugüne kadar yönettiği gibi bir yıl daha devleti yönetmeye devam edecek. Kimse Ak Parti yöneticilerine "Arkadaş sen seçimi kaybettin, biz kazandık in bakalım hükümetten!" diyemeyecek. Kimin yöneteceğine karar verilecek seçim 2011'de olacak. Bu referandum daha çok devletin ete kemiğe bürünmüş hali olan bürokratların -yani yüksek rütbeli memurların- bazı işleri nasıl yapacaklarıyla ilgili. İsterseniz tüm maddelere birlikte göz atalım:
Eğer anayasa paketi kabul edilirse; devlet yetkilileri her işte önce çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gazilere öncelik verecek. Bu insanları diğerlerinden biraz üstün tutacak, onların daha rahat yaşamaları için kolaylıklar sağlayacak. İşin Türkçesi şehit yakınlarına, gazilere, özürlü ve yaşlılara torpil yapacak. Eğer bu haksızlık diyorsanız referandumda hayır demeli; benim şehidime gazime vefa borcum, yaşlıma, özürlüme, çocuğuma şefkatim var diyorsanız evet demelisiniz.
Eğer anayasa paketi kabul edilirse; memurlara ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme yapma hakkı tanınacak. Bunun Türkçesi ise kamu görevlileri daha fazla maaş alacak, hükümetlere istediklerini kabul ettirebilecekler demek oluyor. Bu maaş bunlara çok bile hem az geliyorsa mesaiden sonra çalışsınlar, pazarda limon satsınlar çalışana Allah verir diyorsanız hayır demeli; kimsenin parasında gözüm yok, onlar da üç beş kuruş fazla maaş alsın ne olacak diyorsanız "evet" demelisiniz.
Bugüne kadar Yüksek Askeri Şura'da 14 komutan istediklerini istedikleri rütbeye yükseltiyor hatta istediklerinin meslek hayatını sona erdiriyordu. Eğer anayasa paketi kabul edilirse; hakkında karar verilen askerler mahkeme yoluyla bu kararlara itiraz edebilecekler. Koskoca komutan onlar, asla hata yapmazlar diyorsanız bu referandumda "hayır" oyu vermeli; hatasız kul olmaz, yanlış hesap Bağdat'tan dönsün diyorsanız "evet" oyu vermelisiniz.
Anayasa mahkemesine benim seçtiğim milletvekilleri de üye seçsin, bu mahkemeye sadece meclisteki partiler değil vatandaş olarak ben de başvurabileyim; diyorsanız bu seçimde "evet" oyu vermelisiniz. Yok benim kafam basmaz, o işlere büyüklerimiz baksın, ne haddimize canım diyorsanız "hayır" oyu vermelisiniz.
Ülkemizde hakim ve savcıların tayin ve terfi işlerine 7 kişiden oluşan HSYK bakmaktadır. Bu 7 kişinin kim olacağına da birkaç kişi karar vermektedir. Eğer anayasa paketi kabul edilirse; bu kurul 34 kişiye çıkarılacak ve bu 34 kişiyi tüm hakim ve savcılar aralarında düzenledikleri seçimle belirleyecekler. Bu adalet işinde bir adaletsizlik var, bu işler seçimle olsa daha iyi diyorsanız referandumda "evet" oyu kullanmalı; karıştırmayın kafanızın basmadığı işleri diyorsanız "hayır" oyu kullanmalısınız.
Eğer anayasa paketi kabul edilirse; fişleme yasaklanacak, çocuk istismarına karşı önleyici tedbirler alınacak, işçiler birden fazla sendikaya üye olabilecek, darbe yapanlar yargılanabilecek.
Karar senin vatandaş. Birileri ciddi ciddi seni adam yerine koyup fikrini soruyor. Sana, sen daha iyi bilirsin, diyor. Yukarıdaki maddelere ister "evet" istersen "hayır" de. Ama sakın "Bana ne!" deme! Çünkü "Bana ne!" deyip oy kullanmaman demek, bizim kafamız basmaz-bizi adam yerine koymayın demek. Vatandaş fikrini söyle! Çünkü bu devlet artık senindir, çünkü bu devlet ancak milletinin devleti olarak ayakta kalabilecektir!