"Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan,
Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan!"
Faruk Nafiz Çamlıbel'in bu dileğine katılmamak ne mümkün! Yaşattığı mucizevi atmosferle her yıl Ramazan ayı özelde ruhlarımıza ve genelde dünyamıza asude bir bahar getirmektedir. Şairin dediği gibi; keşke her günümüz Ramazan olsa. Neden mi?
Bir düşünsenize; iftara dek yemek içmekten kendinizi men ettiğiniz gibi yaşamınızın her alanında da kendinize hakim olduğunuzu...
Bir düşünsenize; sahur ve iftarda dakikası dakikasına yemeye başlayıp bıraktığınız gibi tüm işlerinizde de kararlı ve planlı olduğunuzu...
Bir düşünsenize; günün akşama ermesini, evinize ailenize kavuşup bir sofrada buluşmayı her gün Ramazandaki gibi arzuladığınızı...
Bir düşünsenize; kalabalık Ramazan davetlerindeki gibi sık sık dost ve akrabalarınızla bir araya geldiğinizi, neşe dolu zamanlar geçirdiğinizi...
Bir düşünsenize; Ramazandaki gibi insanların fakire karşı her an duyarlı olduğunu... Ramazanda yapılan yardım ve iyiliklerin her gün yapıldığını...
Bir düşünsenize; insanların her gün Teravihlerde, Ramazan panayırlarındaki gibi bir ve beraberce mutlu olabildiğini...
Böyle insanların, ailelerin, toplumların olduğu bir dünya düşünün. Bizim yaşadığımızdan farklı bir dünya! İşte Ramazan bize bunları ve daha binlerce güzellikleri yaşatıyor her yıl. Sezai Karakoç Ramazanla gelen o müthiş değişimi ne güzel ifade ediyor:
"Oruç, ruhun sesi gelir her yıl
Gümüş topuklarını dokundurur kalbimize"
Ramazan yalnızca sofralarımıza gelmiyor. Sofralarımıza getirdiklerinden başka binlerce güzellik getiriyor. Bize, memleketimize, dünyamıza...
Faruk Nafiz'le başladık onunla bitirelim:
"Zikrimiz Arş'-ı geçip fecre kadar yükselsin,
Mâveralardan ümîd ettiğimiz ses gelsin!"
Bu Ramazan, ümit ettiğiniz sesin maveralardan size ulaşması dileğiyle... Hayırlı Ramazanlar...