.::HAKKIMI ARADIM YARGILANDIM::.
İlk okul 8.sınıftaydım benim için yalnız kalemim ve kağıdım vardı yapılan haksızlıklara göz yumar öğretmenlerin haksız bagırtılarını dinler dinler dururduk.
Günlerden perşembe sabahın ilk ısıkları kahvaltıdan sonra okul macerası baslamıstı. ilk saat bilişm ve tek. dersi öğretmeni istanbuldan yenı gelen umıt hoca idi . içeri girer girmez kızgın bir edayla;
-butun monitörleri kapatın!
Arkadaslar komutu alır almaz bilgisayarları kökten kapatmıslardı bile. sonra basladı konusmaya
Evet Gencler!
Sizler Turkıye'min yenı acan ciceklerı pırıl pırıl parlayan ısıklarısınız. bugun sızlere anlatılan her güzel ve yararlı bilginin Turkıye ıcın
Çok onemli katkıları olacaktır.Bizlerde öğretmenler olarak sizlerin iyi bir temel inşa etme yolunda en iyi yardımcılarınızız.Ülkesını seven her oğretmen kendını ve ailesini değil ama sizleri hic aklından cıkartmaz.ama ne varki burda gozlemledigime göre cok fazla hak ihlali yapılıyor ve cok eziliyorsunuz yanlıs tanınıyor ve yanlıs anlasılıyorsunz neden karsı cııkıpta olaya müdale etmıyorsunuz diyerek bizlere haklarımızı arama yolunda gerekecek butun malumatlerı sıramıstı bile.
Yapılan duygu yuklu konusmadan sonra hepimiz kendımızı bir iç hesaplaşmaya sürüklemiştik. Artık bilişim tek. derslerini büyük bir zevkle bekliyor gunlerı ip misalı cekiyordum.Her hafta yeni şeyler öğreniyor eziklikden cıkan başımız şahlanmıs kamburlaşan sırtmız kayboluyordu .Bir yıl boyunca büyük bir olgunlaşma geçirmiş kendimizi tanımıstık. Sıra tanıtmaya gelmişti.Basın ve medya ile irtibata geçip o yıl bir cok gazete de yer almıs bir kac arkadasta televizyonlarda bizleri anlattı. Anafen okulları ile kardes okul projesnden sonra ise bütün türkiye deprem olurmusçasına çalkalanmaya basladı.Batıdakiler doguya dogudakıler batıya akın ettiler.
O yıl Muş Kızılağac Cumhuriyet (yibo) olarak büyük başarılara imza atmıs yenı arkadaslara rehber olmustuk.
O yıl oks nın son kurbanıydık niyahetınde oks gelip çatmıstı . ama benım ıcın asıl vazife oks den sonra başlıyordu .Çunku o yıl hak diye bir unsurla karsılamıstım ve tatilde gereken neyse yapacaktım .
Yaz tatili bütün ihtişamıyla gelip çatmıstı . Okullar durgun sokaklar cıvıl cıvıldı. Herkes oyun eğlence peşinde kostururken ben ise bisikletimle sokakları dolasıp görüdügüm aksaklıkları not ediyor ilgili yerlere bildiriyor cevap gelmesi için heyecan içinde beklıyordum, ama butun ugraslarıma rağmen bir cevap alamamıstım.Bunalım ve karambolun baş gösterdigi bir esnada oks sonucları acıklanmıs ve Çanakkale Çan Anadolu lisesini kazanmıstm sevindirici ve heyecan verici bir haberdi . okul gunlerı gelip catmıstı gözlerim fal tası gibi acılmıs .etrafta kusurlu olan unsurları arıyorum .ama kusur çok ilgilenen yok . Baktıgım her köşe icin Çan'lı olmadıgım icin Allah!a şükrediyordum, cunku resmi kurum olan okul arkası izmarit doluyken bazı parklarda içki şişelerinden geçilmiyordu . Bende kafama koymustum. burda bir şeyler degişmeli diye.Kendıme bir hedef belirlemiştim.böylece alkolun cok icildigi milletin ahlak dısı hareklerın yaptıgı kısacası hayasızlıgın baş göstermiş oldugu bir park mevcuttu ve o parkın ıslahı için yazmadıgım mektup atmadıgım mail harcamadıgım maddiyat ve yıkılmayan maneviyatım kalmamıstı.
Umut mumlarımın sönmek üzere oldugu bir yerde ümit hoca bimer(dogrudan başbakanlık) sitesini önermişti.
''Nasıl olsa bir sonuc alamayacagım'' düşüncesiyle ^^Çan dakı bir konu hakkında yardımcı olmanızı istiyorum^^' diye kısa bir not yazıp postalamıstım.Zaten bir beklentım olmadıgı gibi umudum da yoktu ama zaman denilen saadet pınarı su misalı kıvrım kıvrım akarken takvımlerın agırmıs oldugu 2 mart 2009 pazartesi gunune veda ederken Çan Anadolu Lisesinin kapısında bir jandarma arabası duruyordu. Zil çalmış herkes içeri girmişti .O esnada 9-A sınıf kapısı calınıp yavasca aralandı
-Hocam cumali'yi alabilir miyim ? konusan müd. yrd. Recai YILMAZ dan başkası değildi. İçimde heyecan ve korkunun pervasızca gezindigi bir anda kendımı Recai Hoca'nın odasında buldum.
- Cumali sen nereye mail atmışsın?
diye sorunca o anda çok sevinmiştim. çünkü dayanıp güveneceğim ve yardım alablieceğim bir kapı bulabilmiştim.
-Valla! Hocam şuan hatırlayamıyorum ama göndermiş olduğum mailllerin çoğuda Türkiye'nin üst kademelerine aittir.
Yüzüme bakarak;
'bimere atmışsın galiba '
O esnada Ümit Hocama saygı ve şükranlarımı dize getiren küçük bir tebessüm aksetmişti yüzüm.
- Hocam bir sakıncası yoksa oturabilir miyim diyerek gelen olumlu cevaptan sonra başladım konuşmaya. Hocam benim amacım binlerce şehidin öldüğü bu topraklar üzerinde herhangi bir hayasızlık ve varoşluğun yapılmaması için müdahale bulunmaktı demekle kalmayarak sorulan her soruya ayrıntılı bir şekilde cevap veriyordum böylece bir saatlik ders sona ermişti.
Neticede ise göndermiş olduğum mail yanlış anlaşılmış ve mail sonundaki yardım lafzından yola çıkarak beni sosyal yardımlaşmaya yönlendirmişlerdi.
Sosyal yardımlaşmada dilekçe yazıp düzelttim. Sosyal yardımlaşmada işim bittikten sonra artık çıkmaya hazırlanıyordum ki o esnada kurumda çalışan Zeynep Hanım kolumdan tutarak
Peki bir ihtiyacın, isteğin, sorunun veya sıkıntın var mı? Varsa hiç çekinmeden söyle çünkü bizim senin gibi duyarlı gençlere her zaman yardım ve destek vermek başta gelen gayemizdir. Diyerek yardımcı olmaya çalıştılar ama bütün ısrar ve telkinlerine rağmen sadece teşekkür edip oradan ayrıldım. Geçen bir ay zaman zarfından sonra bu sefer okulun önüne bir zabıta arabası gelmişt ama bu seferki karşılayış başkaydı.
Şaban Hoca:
''Oğlum sen nerden geldın Türkiye'nin işi yok senle mi uğraşacak''
Bu laftan sonra Şaban Hoca'ya içimde bir teşekkür neşrettim. Çünkü Şaban Hoca bana Çan insanının yüzde 80'ni aksettiriyordu bu olaydan sonra çok üzülmüştüm. Aslında benim her konuşmadan sonra verilecek süper cevaplarım hali hazırda bekliyorlardı. Ve her soruyu cevaplayabilir birçok yanlışı düzeltebilirdim. Ama insanları istemeyince bizlere de susmak düşerdi.
Ama ne var ki ben yanlış bir şey yapmamıştım. Vatanımı ve milletimi seviyor hizmet emek istiyordum. tek emelim buydu.Tabi bu huyları(hizmet etme duygularını)bu yıl bir kefeye koyup iyice bağladım ve kuşun konmadığı börtü böceğin uğramadığı bir yere saklayıp ta geldim.
Görevini aypmayanlara SİZLER de yatın derseniz onlarda yatak ev yorgan ister. Yani siz çırak onlar paşa olur. Varsın öyle olsun devran böyle gelmiş böyle sürecek. Ama şunu unutmayın
''ZULME SEYİRCİ KALMAK ZULMETMEKTEN BETERDİR''
NOT: bu yazı sınıf arkadaşlarımın ısrarı üzerine yayımlanmış, ümit hocama ve sınıf arkadaşlarıma ithaf olunur...
(yazının bazı bölümleri kesilerek kısaltılmıştır)