Bir insanın bir milletin amacı hep zafere ulaşmaktır.
Bir dergi sayısını arttırmaya, bir öğretmen gerçek bir öğretici olmaya, bir
tüccar sermayesini arttırmaya, bir asker rütbesini yükseltmeye, bir esnaf
müşterilerini kandırmaya çalışır.
Bu insanların hepsi çalışıyor. Kendileri için,
insanlık için bu çalışmalar neye yarıyor. Bu çalışmalar gerçekten bizi zafere mi?
ulaştırıyor. Hepimizin istediği mutluluğa ve selamete mi ulaştırıyor? Aslında
bizler kazandıkça kaybediyoruz. Ateşe dokunan eller bilir öğrenen değil. Zaferi
kazanan değil kaybeden bilir. O muhteşem değerini ve kıymetini Kazanacağımız
zafer ebedi olmalıdır. Eğer iyi araştırılırsa her zaferin gayesi ebediliği kazanmaktır.
Gerçekten de öyle değilmi? Önemli olan zirveye ulaşmak değil, zirvede kalmaktır.
Aslında bizler küçük isteklerin kurbanı oluyoruz. Şöhret, para, ev, araba...
Bunları ancak bir iradeyle istemesini bilsek sonsuzluğu isteyeğiz. Bir bahçıvan
bir ağaç kazanır ama bir ressam dünyanın bütün ormanlarını kazanır. Bir genç
bir güzel kazanır ama bir âşık bütün güzellikleri kazanır. Bir insan zirveye
ulaşmak istiyorsa önce ne istediğini bilmeli, sabretmeli ve şükür etmeli. Zirvede
kalmak istiyorsa da çalışmalı ve verilmiş olan aklı iyi kullanmalı.