Bizim
sıkıntılarımız, sorunlarımız ne kadardır. Dağları aşar mı? Aşıyorsa haklısınız
denilmeli ama eğer aşmıyorsa mutluyuzdur. Bizim mutluluğumuz maalesef böyle
yaşanıyor.
Dağlar her ne kadar yüksek olsa da hep
sonuna bakılıyor. Sorunlar olunca değil sonu kötü olunca ya sarılıyor ya
sarılmıyor. Yaşanan hazin duygular yürekleri yaksa da durumun acı oluşunu kimse
görmüyor.Ve en önemlisi bilmesi
gerekenler bu sorunları çözebilecek, ya da çözmesi gerekenler duymuyor bile.
Doğu Anadolu’nun başlıca sorunu belki de bu oldu veya sorunların üst üste
yığılmasının nedeni bu. İşte bu yüzden yüksek olan dağlar o kadar yüksek.
Dünden kalanlar bugünü çözemezler hale getirdi. Yarının aynasına yani bu
anımıza kadar aynı sorunlar kala geldi.
Köylerimizde elektrik yokken o zaman
bugün bile kışın her gününde bazen bir kez kesilebilir. Avrupa’nın birlik
ortamında olmak isteyen ülkemiz bir yandan da bu basit sorunlarla boğuşuyor.
Belki de boğuşmuyor ama bizim dileğimiz bu. Bu tezatlığın gölgesinde kalan kaç
tane “MUŞ” var Doğu Anadolu’da. Kaç tane köy var su isteyen, yol isteyen…
Haberlerde ,gazetelerdede geri kalmışlığın damgasıyla acı çekip
bitsin bu çile diyen!!!