Dünler
için sevilmez onlar çünkü dünler biter ama onların sevgisi asla, onların
öğrettikleri asla… Bir ateş kıvılcımına benzer bilgi, zaten onlarda bir mum
gibi aydınlatır bizleri başkalarına ışık verirken tükenirler. Ama bir sevgi var
ya hani düşlere daldığımız gecelerde uyandırır bizi o öğretmen mi geldi deriz
kendi kendimize hayallerimizdeki kalbimizdeki ve onu istediğimiz gibi şekilden
şekle düşünürken yağmur damlacıkları vurur penceremize bitiverir hemen hepsi.
Hayaller bize uyumayı unutturmuştur ama bu hayat o hayalleri kime yaşatır
bilinemez ki. Bir öğrenci bu duyguyu bilir, bilmelidir de. Bilmelidir ışığında
aydınlandığı sevginin ismini anne, baba, abla veya abi nasıl hissediyorsa
içinde. Sıcağı nasıl sıcak, soğuguda nasıl yaşıyorsa iliklerine dek sevginin
gerçeğini de öyle hisseder kalbinin en derininde bütün içtenliği ve
güzelliğiyle…
İşte bu yüzden öğretmen demek sınıfa
girip çıkmak değildir. bu yüzden adı abla, abi veya başka şeydir. Ve
tanıdığımız her biri bize bir sözcük öğretse dahi gökyüzünden yer yüzene bir
ağaç için yağan bir damla su misali gelir. Ağacın suya ihtiyacı vardır. Su ise bir
başka canlıya kendini vererek onunla beraber farklı bir sesle merhaba der
hayata. Sevgi o ağaç gibi, onu yaşatan su gibi her bir öğrencinin içindedir.
Hayat ta o ağaçlarla doludur. Emek verilir,
yol gösterilir, bir kalp bir başka kalbin içinde yeşerir. Ve yeşillerle dolu
bir dünya düşlenir. Sevginin gerçekliğiyle samimiyeti ve büyüklüğüyle evet o
sensin öğretmenim!!!