İzlenen senaryoların etkisinde kalan bizler ise onların yaşam dilinden yön veriyoruz kendimize.
Bir
siz ki onu her hatırlayışınızda gözünüzde kareler canlansın ve onu ilk
duyuşunuzdaki haliniz gelsin aklınıza. Bir başka heyecanlar yaşasın içimizde.
Yaprak yaprak dökülen hazan gibi her mevsim bir daha başlasın yeryüzünde. Tüm
mevsimler güzeldir ama sözler öyle hatırlar ki her birini bizi bize anlatsa
belki başkası zannederiz kendimizi. Ve o zamanda her hatırladığımızda o sözleri
kendimizi onların içinde ararız. Sanki biz onları değil de onlar ifade edermiş
gibi gelecekteki bizi. Evet, şimdilerde yazılanlar ve izlenenler yaşanılıyor
başka şekilde. Çünkü yaşananları kimse yazıp çizmiyor atık.
İzlenen senaryoların etkisinde kalan
bizler ise onların yaşam dilinden yön veriyoruz kendimize. Yaşadıklarımızsa
ciddiyetinin farkında bile değiliz. Hissiz ve duygusuz kalıyoruz çoğunun karşısında.
Hiç alışılmadık olan bu senaryolar karşısında onlar bizi alıştırmıştır çoktan.
Bizde sanki sıradan bir şeymiş gibi bakarız bunlar yaşayışımızda içimizde
fırtınalar koparan olaylar, fırtınaların koptuğu içimizde gerekleşse de biz
film çeker misali yazılanları oynar sanki uymak zorundaymışız gibi zannederiz
kendimizi.
Çizilenlerin ne anlama geldiğini ise
her ne kadar çizene sormak gerekirse onlar sadece senaryoyu kurar.
Oynayanlar ise bir şeyler anlatır iyi ya
da kötü ama sahnede olup da başkalarının fikirlerinin beğenilmemiş haline yine
onlar toplar bütün tepkileri...