Sınav olmak, başka bir deyişle birileri tarafından ölçülüp tartılmak, işe yarayıp yaramayacağına karar verilmek şüphesiz çok sıkıcı durumlardan biridir. Çok basit sayılan sınavlarda dahi insanın içinde ister istemez bir gerilim peydahlanıverir. Sınavı kazanamamak korkusu bir nevi beğenilmemek demektir. İnsanın en zor kabullenebileceği şeylerdendir beğenilmemek. Lakin çare yok. Popüler deyimle “Hayatımız sınav!”dır. İnsan hayatı boyunca sayısız sınava tabi tutulur. Uzun öğrencilik yıllarımda ve öğretmenlik yaptığım yıllar süresince epey sınav anısı biriktirdim. -Anlatsam roman olur fakat şimdi konumuz bu değil!-
Konumuz öğrencilerin sınav kâğıtlarına yazdıkları enteresan cevaplar. Birkaç örneğini aşağıda sıralayacağımız bu cevapları alan öğretmen önce tam olarak ne okuduğunu anlamadığını sanır ya da gözlerine falan inanamaz! Bir kez daha okuyunca acı gerçeği öğrenir. Maalesef doğru okumuştur. İlk şoku atlattıktan sonra bu cevaba kızması mı yoksa gülmesi mi gerektiğine karar vermeye çalışır. Bocalar, kararsızlık içerisinde: “Bu çocuk da bi âlem yahu!” der. Tam olarak adını koyamadığı bu durumda denilecek başka söz yoktur zira. Hadi açık konuşalım hoca öğrencisine kıyamadığı, onun zekâ seviyesiyle ilgili açık ve anlaşılır yorum yapmak istemediği için bu cümleyle işi kapatmak zorunda kalmıştır.
Burada çeşitli derslerin sınavlarına ait, öğretmenini dumura uğratan cevaplardan küçük bir seçki sunacağım. İşte “Bi âlem” öğrencilerden cevaplar:
Soru: Yukarıdaki şiirin ölçüsü nedir?
Cevap: Yaklaşık dokuz santimetredir.
Soru: Temel anlamda bir cümle yazınız.
Cevap: Temel Dursun’un en iyi arkadaşıdır.
Soru: Şiirin ana duygusunu yazınız.
Cevap: Ana duygu her anada olan duygudur. Bu duygu olmazsa ana, ana olmaz.
Soru: DNA nedir?
Cevap: DNA bir hayvandır hocam ama siz A'yı yazmayı unutmuşsunuz.
Soru: Ahmet Haşim'in tüm eserlerinin toplandığı kitabın adı nedir?
Cevap: Best of Ahmet Haşim
Soru: Ormanların faydalarını sayınız.
Cevap: Ormanların faydaları saymakla bitmez.
Soru: Hücre nedir?
Cevap: En küçük yapıdır. gözle görülmez. mikroskopla dikkatli bakmak lazım. eğer bizim baktığımızı görürseler kaçarlar.
Soru: Canlıların ortak özellikleri nelerdir?
Cevap: Yol, su, camii, mezarlık.
Soru: what is your mother's telephone number?
Cevap: Annemin telefonunu veremem.
Soru: where are you from?
Cevap: i am from İstanbulluyum.
Soru: Akıl ile ilgili bir hadis-i şerif yazınız.
Cevap: Akıllı ol, canımı ye...
Soru: Başına buyruk deyimini cümle içinde kullanın.
Cevap: Babam başına büyük bir buyruk aldı.
Soru: Okulunuzdan diplomanızı alabilmeniz için bir dilekçe örneği yazınız.
Cevap: Sayın çok kıymetli ve değeli okul müdürü,
Bana çok acil bir diploma lazım. Gereği bir zahmet yapılsın.
İnsan çaresiz kaldığı veya paniklediği durumlarda mantıklı kararlar vermekte zorlanır. Dahası o anda aklına gelen her şey ona çok mantıklı gelir. Yeter ki bir an önce sıkıntılı durumdan kurtulsun da varsın ne olursa olsun. Gülümseyerek okuduğumuz yukarıdaki cevaplar ve bunlara benzer milyarlarcası hep bu psikoloji altında yazılmıştır, diye düşünüyorum. Kendi sınav kâğıtlarımız bugün önümüze konulsa, “Bunu ben mi yazmışım, olamaz!” diyeceğimiz pek çok cevabımızla karşılaşacağımıza eminim.
Yazarımızın Yazısını Kullanan Yerler:
http://www.sendeyolla.com/haberdetay.aspx?&cid=70&fid=414383&id=414565
http://www.yazarkafe.com/kultur_sanat/simdi_sayin_hocam.html