Başkalarının duyması gereken anların da bilmesi gereken gerçekler ortalarda, arkalarda kalır kimse fark etmez onları
Sonu yok hayallerin düşündükçe ardı ve
arkası kesilmiyor. Keşke gerçekler hep onun arkasında olsa ve hepsinin sonunda bir
gerçek bulabilsek öğrensek bir başka şey daha. Adına ne denir bilemiyorum ama
mutlulukla mutsuzluk arası bir istekle bağlanırız onlara.
Kimi zaman da onlar
da ararız çareyi. Belki de mutsuzluğumuza ve umutsuzluğumuza karşılık onlar
inandırır bizi yapabileceklerimize. Her ne kadar çare olmasa da utandırmaz bizi
içimizde kalır içimizdekiler.Zaten sorunda burada içimizdekilerin hep içimizde
kalması. Bizi utandırmasın diye ya da başkaları tarafından kötü bilmemek adına
içimizde saklarız bilinmesi gerekenleri.
Başkalarının duyması
gereken anların da bilmesi gereken gerçekler ortalarda, arkalarda kalır kimse
fark etmez onları. Çünkü gözler hep onlara bakar. Önler de olan öncülerin
içinde de kim bilir bilinmeyen kaç gerçek daha vardır. Toplum bir yol bulma
arayışındayken önlerin de öncülerin elindedir kişilerin kaderi. Her şey
fikirlerle karışmış bir denizin içinde olup bitiverir.
Gerçekler kıyıya vurunca
da yol bitmiştir zaten.Bir insanın hayata gözlerini yumması gibi. Ondan sonra
da Fatihalar okunur ancak bir ruha, başka ne yapılabilir ki. Ve sonuç olarak
yine hayallerimizde kalır her şey, bedelini biz öderiz verilmiş fikirlerin.
Gündemin sesi ise fikir denizimizin dalgalarından çalar, sadece görünenler
duyulur.
Bilinmez ki o
dalgalarından yolculuk etmiş kaç tane gerçek var…